emrebuyuk

Yönetici
Yönetici
Katılım
20 Ara 2023
Mesajlar
212
Tepkime puanı
13
Eğitim Felsefesi: Tanım, İşlevler ve İlişkiler

Eğitim ve Felsefe Arasındaki İlişki
: Eğitim sistemlerinin şekillenmesi ve yönlendirilmesi, felsefi temellere dayanır. Eğitimde hangi amaçların belirleneceği, nasıl bir içerik sunulacağı, öğretim ve öğrenme süreçlerinin nasıl olacağı gibi konular, felsefi düşünceyle ele alınır. Dolayısıyla eğitim-felsefe ilişkisi çok boyutludur ve eğitim sistemlerinin temelinde felsefi bakış açısı bulunur.

Eğitim Programlarının Felsefi Temelleri: Eğitim ve öğretim programları, bir felsefi çalışmanın ve kabulün ürünüdür. Eğitim programlarının oluşturulması ve planlanmasında felsefeden yararlanılır. Her eğitim programı belirli bir felsefi yaklaşıma dayanır ve genellikle belirli bir felsefi temel üzerine kurulur.

Felsefenin Kurumsal Etkisi: Benimsenen felsefi bakış açısına uyum, kurumsal etkililiği ve verimliliği artırır. Bir eğitim sisteminde belirli bir felsefi yaklaşımın benimsenmesi, örgütsel ve bireysel amaçların gerçekleşmesine katkı sağlar. Eğitim felsefesinin uygulayıcılar tarafından kabul edilmesi, etkili kurumların ve daha verimli bireylerin oluşumuna olanak tanır.

Bu noktalardan hareketle, eğitim sistemlerinin temelinde felsefi bir bakış açısının bulunduğu ve bu bakış açısının eğitimin her aşamasını etkilediği sonucuna varılabilir. Eğitim felsefesi, eğitimdeki amaçların belirlenmesinden, programların oluşturulmasına, öğretim yöntemlerinin belirlenmesinden, değerlendirme süreçlerine kadar geniş bir yelpazede etkilidir.

Tanım ve İlişkiler: Eğitim felsefesi, eğitim ve felsefenin etkileşiminin eğitim alanında uygulanması olarak tanımlanır. Felsefe, tüm disiplinlerin yönlendirilmesi, işlenmesi ve değerlendirilmesi için temel bir rehberdir. Eğitim ise genellikle üç farklı alan betimlemesiyle tanımlanır: Bireyin davranışını kasıtlı ve istendik yönde değiştirme süreci olarak, sosyo-ekonomik politik bir kurum olarak eğitim kurumları ve uygulamalı bir bilim alanı olarak.

İşlevler:

  1. Eğitimin Dış Görünüşü, İçeriği ve Kullanılan Dil:
    • Eğitimin dıştan görünüşü bağlamında kültür ile eğitim uzlaşıları ve eğitimin kültür tarafından algılanışı veya eğitimin kültürünün algılanışı ele alınır.
    • İçeriği boyutunda eğitimi yönlendiren ilkeler, temel çıkış noktaları, idealler ve eğitim tasarımı konuları ele alınır.
    • Kullanılan dil bağlamında eğitime ilişkin kavramların terimleştirilmesi ve olması gereken dil konularında felsefe eğitim alanına katkı sağlar.
  2. Eğitimin Program Geliştirme Süreci:
    • Amaçların temel sayıltılarının açıklığa kavuşturulması, aday amaçların belirlenmesi ve değiştirilmesi, amaç iç ve dış tutarlılıklarının değerlendirilmesi ve amaçların önem sırasına konulması konularında eğitim felsefesi program geliştirme sürecine katkı sağlar.
  3. Eğitim Kurumlarının Yönetimi:
    • Okulun misyon ve vizyonunun belirlenmesi ve bir felsefenin uygulanması.
    • Örgütteki inançlar, değerler ve örgütsel önceliklerin belirlenmesi.
    • Okul işgörenlerinin rollerinin tanımlanması ve çalışma koşullarının, mesleki örgütlenmelerin, yönetimsel strateji ve taktiklerin belirlenmesi.
  4. Eğitim Politikalarının Yönlenmesi:
    • Eğitim politikalarının belirlenmesi, değerlendirilmesi ve uygulanması.
    • Eğitim sisteminin temelinde yatan insan anlayışlarının değerlendirilmesi.
    • Eğitim politikalarının sürekli, kapsayıcı ve geliştirici özelliklere sahip olmasının sağlanması.
  5. Eğitim Sorunlarının Çözümlenmesi:
    • Tüm eğitim sorunlarının felsefi bir bakış açısıyla ele alınması, değerlendirilmesi, eleştirilmesi ve irdelenmesi.
    • Eğitimi her yönüyle aydınlatma, yönlendirme ve netleştirme.
  6. Değerlerin Oluşturulması ve Aktarılması:
    • Eğitimcilerin ve öğretmenlerin değerlerin oluşturulması ve aktarılması konusunda yöntem ve tekniklerin öğretilmesi.
    • İnsanlığı bir değer olarak görüp, eğitilen bireyin hem kendisi hem de insanlık için değerler yaratması.
Daimicilik (Perennializm) Felsefesi

Daimicilik (Perennializm) Felsefesi, eğitim felsefesi akımlarından biridir ve genellikle idealist ve realist felsefelerden etkilenmiştir. Bu felsefe akımı, eğitimde değişmeyen gerçeklikleri ve evrensel doğruları vurgular. Daimicilik felsefesine göre, gerçeklik bütün zaman ve mekanlarda değişmez, bu nedenle geçmişin bilgisi ve kültürel değerleri günümüz eğitimine rehberlik etmelidir.

Daimicilik felsefesinin ana özellikleri şunlardır:

  1. Evrensel Gerçeklik İnancı: Daimicilik felsefesi, insan doğasının ve evrenin değişmeyen gerçekliklerine inanır. Bu nedenle eğitim, zaman ve mekanın ötesinde evrensel doğrulara dayanmalıdır.
  2. Kültürel Değerlerin Aktarımı: Daimiciler, kültürel değerlerin eğitim yoluyla aktarılmasını önemserler. Geçmişin bilgisi ve kültürel mirası, gelecek nesillere aktarılmalıdır.
  3. Zihinsel ve Ruhsal Gelişim: Eğitim, öğrencilerin zihinsel ve ruhsal potansiyellerini geliştirmeyi amaçlar. Akıl ve irade kullanımı, öğrencilerin içsel potansiyellerinin ortaya çıkmasına yardımcı olur.
Daimicilik felsefesine dayanan eğitim sistemlerinin temel özellikleri şunlardır:

  1. Konu ve İçerik: Öğretim programları, evrensel ve değişmeyen gerçeklere odaklanır. Klasik eserler ve temel bilgiler, öğrencilere sunulur.
  2. Öğretim Yöntemleri: Ezberleme, mantıklı akıl yürütme ve tümdengelim gibi geleneksel öğretim yöntemleri kullanılır.
  3. Öğretmen Rolü: Öğretmenler, uzmanlık alanlarında bilgi sahibi olmalı ve öğrencilere dostça bir ortam sunarak onların öğrenme isteklerini teşvik etmelidir.
  4. Öğrenci Anlayışı: Öğrencilerin, kendileri için en iyi olanı belirleyecek olgunluğa sahip olmadıkları düşünülür. Bu nedenle öğrenciler, öğretmenlerin rehberliğinde bilgi ve becerilerini geliştirmeye çalışırlar.
  5. Sınıf Yönetimi: Disiplin ve düzen, daimicilik felsefesine göre önemlidir. Sınıf ortamında evrensel gerçeklerin öğrencilere aktarılmasına odaklanılır.
Daimicilik felsefesi, eğitimde değişmeyen gerçekliklere ve kültürel değerlere vurgu yaparak öğrencilerin zihinsel ve ruhsal gelişimini destekler. Ancak, eleştirmenler, bu yaklaşımın eski ve muhafazakar olduğunu ve değişime karşı dirençli olabileceğini savunur.

Esasicilik (Essentialism) Felsefesi

Esasicilik (Essentialism) Felsefesi, eğitim felsefesi alanında önemli bir akımdır ve genellikle gerçekçi felsefeden etkilenir. Bu felsefe akımı, eğitimin temel amacının kültürlerin mirasının aktarılması olduğunu savunur. Esasicilik felsefesine göre, eğitim, öğrencilere gerçek yaşamda geçerli olan bilgi, beceri ve değerleri öğretmeyi amaçlar. Bu felsefenin savunucuları arasında William Bagley, Issac Kandel ve Henmen H. Horne gibi isimler bulunmaktadır.

Esasicilik felsefesinin ana özellikleri şunlardır:

  1. Kültürel Mirasın Aktarılması: Eğitim, öğrencilere geçmişte denenmiş ve doğruluğu kanıtlanmış bilgi, beceri ve değerleri aktarmayı amaçlar. Bu şekilde, kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması sağlanır.
  2. Toplumsal ve Kültürel Varlık Olarak İnsan: Esasicilik, insanı toplumsal ve kültürel bir varlık olarak görür. Bu nedenle, toplumsal kültürde bulunan kesin doğruların yeni kuşaklara aktarılması ve kültürel mirasın korunması önemlidir.
  3. Öğrenmenin Temeli: Esasicilik felsefesine göre, öğrenme zorunlu olarak disiplinli çalışmayı gerektirir. Öğrencilerin belirlenmiş bir içeriği özümsemesi ve gerçekleri anlaması esastır.
Esasicilik felsefesine dayanan eğitim sistemlerinin temel özellikleri şunlardır:

  1. Konu ve İçerik: Derslerin içeriği, başat kültürel değerlerle donatılmış olmalıdır. Öğrencilerin anlamadığı veya çözemediği konular programa dahil edilmez.
  2. Öğretim Yöntemleri: Esasicilik, öğrencilere disiplinli çalışma ve bilgiyi özümseme üzerine odaklanır. Geleneksel öğretim yöntemleri ve doğrudan aktarım esas alınır.
  3. Öğretmen Rolü: Öğretmenler, kültürel mirası öğrencilere aktarmakla görevlidir. Öğretmenlerin rolü, öğrencilere doğru bilgileri ve gerekli becerileri uygun yöntemlerle aktarmaktır.
  4. Öğrenci Anlayışı: Esasicilik felsefesine göre, öğrencilerin öğrenme sürecinde disiplinli olmaları ve öğretmenlerin rehberliğini takip etmeleri beklenir.
  5. Sınıf Yönetimi: Esasicilik, sınıf ortamında sürekli denetim ve disiplini önemser. Öğrencilerin dikkatlerinin dağılmasını engellemek için sıkı bir düzen kurulur.

Esasicilik felsefesi, öğretmen ve konu merkezli, gelenekçi ve disiplinci bir eğitim anlayışını yansıtır. Öğretmenlerin, öğrencilere kültürel mirası aktarmak ve öğrencilerin
disiplinli bir şekilde öğrenmelerini sağlamak için çaba göstermeleri beklenir. Ancak, eleştirmenler, bu yaklaşımın öğrencilerin yaratıcılığını ve eleştirel düşünme becerilerini engelleyebileceğini savunurlar.

İlerlemecilik (Progressivism) Felsefesi,

İlerlemecilik (Progressivism) felsefesi, eğitimde önemli bir akımdır ve pragmatik felsefeye dayanır. Bu felsefe, değişimi ve gelişimi amaçlar ve geleneksel eğitim anlayışlarına karşı bir alternatif sunar. İlerlemecilik felsefesinin temel savunucuları arasında Hareclitus, Protagoras, Gogias, Prodikos, Hippias, Bacon, Auguste Comte ve John Dewey gibi isimler bulunmaktadır.

İlerlemecilik felsefesinin ana özellikleri şunlardır:

  1. Değişime Açıklık: İlerlemecilik, değişime açık bir felsefedir ve toplumu yeniden yaratmayı, demokrasiyi egemen kılmayı, deneme-yanılma yöntemiyle yaşamı öğrenmeyi ve bireyin gelişimini amaçlar.
  2. Öğrenci Merkezli Yaklaşım: Eğitim sürecinde öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarına odaklanır. Problem çözme yöntemiyle öğrenmeyi teşvik eder.
  3. Demokratik Ortam: İlerlemecilik, demokratik bir eğitim ortamı sağlamayı ve öğrencilerin eleştirel düşünme ve özeleştiri becerilerini geliştirmeyi hedefler.
İlerlemecilik felsefesine dayanan eğitim sistemlerinin temel özellikleri şunlardır:

  1. Öğrenme Süreci: Eğitim, yaşamın bir parçası olarak görülür ve öğrenme süreci öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarına göre şekillenir.
  2. Öğretmen Rolü: Öğretmenler, öğrencilere rehberlik etmek ve öğrenme sürecini yönlendirmekle görevlidir. Öğretimde demokratik ve işbirliğine dayalı bir ortam oluştururlar.
  3. Öğretim Programı: İlerlemecilik, öğrencilerin gelişimine uygun bir şekilde öğretim programlarının oluşturulmasını savunur. Programlar, öğrencilerin yaşantılarına dayalı olarak düzenlenir ve değişime açıktır.
  4. Ölçme ve Değerlendirme: Ölçme ve değerlendirme süreçleri, öğrencilerin problem çözme becerilerini ve yaşamla bağlantılı bilgiyi ölçmeyi amaçlar.
İlerlemecilik felsefesine göre, eğitim sistemi demokratik, öğrenci merkezli ve değişime açık olmalıdır. Öğrencilerin yaşantılarına dayalı olarak öğrenmeleri teşvik edilmeli ve öğretmenler rehberlik ederek öğrenme sürecini yönlendirmelidir. Bu yaklaşım, öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirerek yaşamda başarılı olmalarını hedefler.

Yeniden Oluşturmacılık (Reconstructionism) Felsefesi

Yeniden Oluşturmacılık (Reconstructionism) felsefesi, eğitim alanında önemli bir akımdır ve pragmatik felsefeye dayanır. Gelişmeci değil, değiştirmeci bir yaklaşımı benimser. Bu felsefe, toplumun var olan değerlerinin yeniden yorumlanması ve toplumu daha iyi bir şekilde yeniden inşa etmesi gerektiğini savunur.

Yeniden oluşturmacılık felsefesinin temel özellikleri şunlardır:

  1. Değiştirme Odaklılık: Yeniden oluşturmacılık, toplumu var olan bunalımlardan kurtarmak için değerlerin yeniden yapılandırılması gerektiğini savunur. Değişimi hedefler ve eğitimi bu değişime hizmet edecek şekilde şekillendirir.
  2. Toplumsal Sorunlara Çözüm: Toplumun karşı karşıya olduğu sorunların çözümünde eğitimin önemli bir rolü olduğunu vurgular. Eğitim, toplumsal sorunları analiz etme, yorumlama ve çözme sürecine katkı sağlamalıdır.
  3. Demokratik Değerler: Eğitim sürecinde demokratik değerlerin egemen olması gerektiğini savunur. Eğitim, bireylere demokratik bir yaşam tarzını benimsetmeyi amaçlar.
Yeniden oluşturmacılık felsefesine dayanan eğitim sistemlerinin temel özellikleri şunlardır:

  1. Değişime Açık İçerik: Öğretim içeriği sürekli değişime açık olmalıdır. Mutlak doğruların olmadığı ve kültürel mirasın eleştirel olarak incelenmesi gerektiği vurgulanır.
  2. Uygulamaya Yönelik Yaklaşım: Eğitimde kuram ve uygulamanın bir bütünlük içinde ele alınması önemlidir. Öğrencilerin bilimsel ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirecek uygulamalara ağırlık verilir.
  3. Demokratik Sınıf Ortamı: Sınıf ortamında demokratik bir atmosferin oluşturulması ve öğrencilerin katılımının teşvik edilmesi önemlidir.
Yeniden oluşturmacılık felsefesine göre eğitim, toplumun yeniden yapılandırılması için bir araçtır. Eğitimde demokratik değerlerin ön plana çıkarılması ve öğrencilerin toplumsal sorunlara aktif olarak katılımının teşvik edilmesi önemlidir. Eğitim sürecinde öğrencilerin bilimsel düşünme ve eleştirel analiz becerilerini geliştirmeye yönelik uygulamalara ağırlık verilir. Bu yaklaşım, eğitimin toplumsal değişime hizmet etmesini ve toplumun daha adil ve sürdürülebilir bir şekilde yeniden yapılandırılmasını amaçlar.

Politeknik Eğitim

Politeknik eğitim, çok yönlü teknik ve beceri kazandırmayı amaçlayan bir eğitim modelidir. Temel amacı, insanların çok yönlü gelişimini sağlayarak toplumsal barış, kardeşlik ve adaletin tesisi ve sömürünün sona erdirilmesine katkıda bulunmaktır. Politeknik eğitim, özellikle diyalektik materyalist felsefeye dayanan sosyalist ülkelerde uygulanmıştır.

Politeknik eğitimde, insanların zihinsel ve bedensel çalışmalarının birleştirilmesi önemlidir. Bu yaklaşım, insanların çok yönlü yetişmesini ve doğaya egemen olmalarını, üretici güçlerin gelişimini sağlamayı amaçlar. Politeknik eğitimin ilkeleri arasında yaşam boyu eğitim, bilimsellik, demokratikleşme, üretim için eğitim ve çok yönlü gelişim bulunmaktadır.

Eğitim programı, çok yönlü yetişmeyi sağlayacak şekilde tasarlanmalıdır. Öğretim ilke ve yöntemleri, uygulamaya ve kurama dayalı olmalıdır. Öğrencilerin diyalektik akıl yürütme becerileri ve üretim katkısı gibi konular ölçme ve değerlendirme sürecinde önemlidir. Öğretmenin ideolojik liderlik, beceriklilik ve üretim yöneticisi olması beklenir.

Politeknik eğitimde öğrenci, üretimin merkezinde olmalı ve çok yönlü gelişimi hedeflemelidir. Öğretim programı, öğrencilerin sosyalist politik ve moral inanışlarla uyumlu, geniş perspektifte yetenekli ve dengeli kişiliklere sahip olmalarını amaçlamalıdır. Okul, endüstri kurumları gibi üretim merkezleri gibi işlev görmeli ve öğrencilerin kolektif bilinçlerini oluşturacak etkinliklere yer vermelidir.

Sonuç olarak, politeknik eğitim, diyalektik materyalist felsefeye dayanan ve insanların çok yönlü gelişimini amaçlayan bir eğitim yaklaşımıdır. Bu model, insanların üretim becerilerini geliştirmek ve toplumsal dönüşümü sağlamak için önemli bir araç olarak görülmektedir.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Konu Sahibi
emrebuyuk

emrebuyuk

Yönetici
Yönetici
Katılım
20 Ara 2023
Mesajlar
212
Tepkime puanı
13
Eğitim felsefesi, eğitim alanında farklı disiplinlerin ve yaklaşımların uyarlanmasında bir rehberlik işlevi üstlenir. Temel işlevleri şunlardır:

  1. Planlama ve Yönetim: Eğitim felsefesi, eğitim programlarının amaçlarını, içeriğini, işleyişini, ölçme ve değerlendirme yöntemlerini belirlemeye yardımcı olur. Bu sayede eğitim sürecinin etkin bir şekilde yönetilmesine katkı sağlar.
  2. Kılavuz Liderlik: Eğitim felsefesi, eğitim politikaları ve uygulamalarına yön veren temel inançları, kararları ve ölçütleri inceler. Bu sayede tutarlılık ve anlam açısından eğitim sisteminin yönlendirilmesine katkı sağlar.
  3. İnsan Anlayışlarının Değerlendirilmesi: Eğitim felsefesi, eğitim sistemlerinin temelinde yatan insan anlayışlarını değerlendirir. Bu sayede eğitim sürecinin temelindeki değerlerin ve inançların analiz edilmesine yardımcı olur.
  4. Sorunların Belirlenmesi ve Çözümlenmesi: Eğitim felsefesi, eğitim alanındaki sorunların belirlenmesine ve çözümlenmesine katkı sağlar. Bu süreçte felsefi bir bakış açısıyla sorunların kökenleri ve çözüm yolları ele alınır.
  5. Eğitimin Neliği Üzerine Çalışma: Eğitim felsefesi, eğitimin amaçlarını, içeriğini ve işleyişini belirlemeye yönelik çıkarımlar yapar. Bu sayede eğitim sürecinin niteliği ve hedefleri hakkında derinlemesine bir anlayış geliştirilir.
Eğitim felsefesi aynı zamanda farklı akımların eğitime ilişkin görüşlerini tartışır ve değerlendirir. Örneğin:

  • Daimicilik: Geleneksel ve değişmez değerlere odaklanır. Kültürel değerlerin aktarımını savunur ve okulun sıkı disiplin ve düzen içinde olması gerektiğini vurgular.
  • Esasicilik: Gerçek yaşamda geçerli olanların öğrencilere aktarılmasını savunur. Öğretmen ve konu merkezli bir eğitim anlayışına sahiptir.
  • İlerlemecilik: Değişim ve gelişimi amaçlar. Öğrenci merkezli bir eğitim anlayışını benimser ve demokratik değerlere vurgu yapar.
  • Yeniden Oluşturmacılık: Toplumsal ve kültürel yapıyı yeniden şekillendirme amacını taşır. Demokratik değerlerin egemen olduğu bir eğitim modelini savunur.
Sonuç olarak, eğitim felsefesi eğitim sürecini yönlendiren temel inanç ve değerleri incelerken, farklı felsefi akımların eğitime ilişkin görüşlerini değerlendirir ve eğitim sisteminin gelişimine katkı sağlar.
 
Konu Sahibi
emrebuyuk

emrebuyuk

Yönetici
Yönetici
Katılım
20 Ara 2023
Mesajlar
212
Tepkime puanı
13
Eğitim Sistemlerinde Alternatif Okullar

21. yüzyılda eğitim sistemlerinde ve okul modellerinde alternatif yaklaşımların önemi artmıştır. Geleneksel pozitivist eğitim anlayışının eleştirildiği bu dönemde, farklı eğitim felsefelerine dayanan alternatif okul modelleri daha fazla tartışılmaktadır.
Eğitim sistemlerindeki değişimin ortaya çıkardığı krizlere yeni çözümler üretme ihtiyacı, özellikle insan kaynaklarının yetiştirilmesinin stratejik bir öncelik olarak tanımlandığı toplumlarda belirgin hale gelmiştir. Bu bağlamda, eğitimde problem çözme, analitik düşünme, yaratıcılık, liderlik gibi becerilerin önemi artmıştır. Öğrencilerin özgür düşünme yeteneklerinin geliştirilmesi, günlük hayatta sorunları fark etmeleri ve çözüm üretebilmeleri, öğrendiklerini pratikte uygulama becerilerinin kazandırılması bu dönemde öne çıkan hedefler arasındadır.

Alternatif eğitim ve okul modelleri, çocuk merkezli bir yaklaşım benimseyerek bireylerin özgürlüklerini ve yaratıcılıklarını ön plana çıkarır. Bu modellerde, bireyin toplumsal, politik ve ideolojik taleplere karşı öznel değerinin ve bireyselliğinin önemi vurgulanır. Eğitim süreçlerinin demokratik bir ortamda yönetilmesi, bireylerin estetik duyarlılıklarının güçlendirilmesi ve toplumsal eşitsizliklerin azaltılması da önemli hedefler arasındadır.

Alternatif okul modellerinin felsefi ve teorik temelleri, Platon, Jean Jacques Rousseau, John Dewey gibi düşünürlerin eserlerine dayanır. Bu modeller, geleneksel eğitime yönelik eleştiriler üzerine kurulmuş ve öğrencilerin bireysel gelişimlerini ve özgürlüklerini destekleyen bir anlayışı benimserler.

Sonuç olarak, 21. yüzyılda eğitim sistemlerinde ve okul modellerinde yaşanan değişim ve dönüşüm sürecinde, alternatif eğitim ve okul modelleri önem kazanmıştır. Bu modeller, bireylerin özgürlüklerini ve yaratıcılıklarını destekleyen bir eğitim anlayışını benimser ve toplumsal, politik ve ekonomik değişimlere uyum sağlama konusunda önemli bir rol oynarlar.

Jean-Jacques Rousseau

Jean-Jacques Rousseau, 1762'de yayımlanan "Émile" adlı eserinde eğitimin çocuğun doğuştan getirdiği özelliklerini geliştirmesi gerektiğini savunmuştur. Bu yaklaşım, geleneksel kitlesel eğitime karşı çıkan ve alternatif eğitim ve okul modellerine ilham kaynağı olmuştur. Rousseau'ya göre eğitimin kaynakları doğa, insan ve şeylerdir.

Rousseau'nun eğitim anlayışında, eğitim doğadan, insanlardan ve çevresel etkileşimlerden kaynaklanan öğrenmelerin bir bütünlüğü olarak kabul edilir. Eğitimin temel amacı, bireyin kendi doğasına uygun bir şekilde yetiştirilmesidir. Bu nedenle, eğitim programları bireyin fiziksel ve zihinsel gelişimine uygun olarak yapılandırılmalıdır.

Rousseau'ya göre, toplumun talepleri ve bireyin kendi doğası arasında çelişkiler olabilir. Bu durumda, genel toplumsal beklentilerle bireyin kendi doğasına uygun eğitim ihtiyaçları arasında bir denge kurulmalıdır. Rousseau'nun öğretimsel amacı, bireyin mutlu, kendi kendine yeterli ve özgür bir şekilde yetiştirilmesidir. Ancak modern toplumun beklenti ve talepleri ile çocuğun doğal gelişimi arasında denge sağlanmalıdır.

Rousseau'nun Emile adlı eserindeki temel stratejisi, çocuğu kırsal bir ortamda bakıcıları ve yetişkinlerle birlikte doğal bir şekilde yetiştirmektir. Bu süreçte çocuğun kendi kapasitesinin ötesinde taleplerden uzak tutulması ve 12 yaşına geldiğinde akıl yürütme yeteneğine sahip olması hedeflenir.

Sonuç olarak, Rousseau'nun eğitim felsefesi, doğanın ve bireyin özelliklerine saygı duyan, çocuğun kendi doğasına uygun bir şekilde yetiştirilmesini önemseyen bir yaklaşımı temsil eder. Bu yaklaşım, günümüzde çocuk merkezli, ilerlemeci ve insan odaklı eğitim felsefelerine ilham vermiştir.

John Dewey

John Dewey, pragmatist felsefeyi benimseyen bir düşünür olarak tanımlanır. Eğitimdeki önemli temsilcilerden biri olarak kabul edilen Dewey, çocukların eğitimlerini yaşam deneyimlerine dayandırmıştır. "Nasıl Düşünürüz" ve "Deneyim ve Eğitim" gibi eserlerinde organik ve bütüncül bir eğitim modeli savunmuştur.

Dewey'e göre çocuklar biyolojik, psikolojik ve sosyal organizmalardır. Diğer canlılardan farklı olarak, çocuklar yardıma muhtaç doğarlar ve aileleri tarafından desteklenerek olgunlaşırlar. Dewey'e göre çocuklar aile ve topluluk içinde öğrenen sosyal bireylerdir. Gelişimleri biyolojik olduğu kadar duygusal, kişisel ve sosyal yönleri de içerir. Dewey'e göre eğitim, çocukların günlük yaşamlarındaki etkileşimlerinde gerçekleşir ve öğrenme süreci etkinlik temellidir.

Dewey'e göre bir okulun temel amacı, çocuklara günlük yaşamı araştırmaları, yeni kavramlarla tanışmaları ve bireysel ilişki ve etkileşimleri deneyimlemeleri için fırsatlar sunmaktır. Merak ve sorgulama becerilerinin geliştirilmesi önemlidir ve bu becerilerin laboratuvar ortamlarında, bilimsel sorgulama yoluyla desteklenmesi gerekmektedir.

Dewey'in "deneyim felsefesi" olarak adlandırdığı kavramsallaştırmada, deneyimlerin eğitici olabilmesi için devamlılık ve etkileşim ilkelerinin gözetilmesi gerektiğini belirtir. Deneyimlerin öğrencilerin gelişimine yönelik bir devamlılığının olması ve önceki bilgi ve deneyimlerle ilişkilendirilmesi önemlidir.

Eleştirel eğitim kuramıyla ilişkilendirilen Dewey, öğrencilerin sorun çözme yeteneklerini geliştirmelerini ve toplumsal sorunlara duyarlılık kazanmalarını teşvik etmiştir. Öğretim sürecinde öğrencilerin aktif olarak yer alması ve sorun çözme yöntemlerinin kullanılması önemlidir. Dewey'e göre öğrenciler, eleştirel düşünme ve sorgulama yoluyla özgürleşirler ve toplumsal değişime katkı sağlayabilirler.

Sonuç olarak, Dewey'in eğitim felsefesi, çocukların yaşam deneyimlerine dayalı bir eğitim modelini savunur ve öğrencilerin aktif katılımını teşvik eder. Merak ve sorgulama becerilerinin geliştirilmesi, öğrencilerin eleştirel düşünme yeteneklerini artırarak toplumsal değişime katkı sağlamalarını amaçlar.

Alternatif okullar

Alternatif okullar, geleneksel eğitim sistemlerine alternatif olarak geliştirilen ve farklı pedagojik yaklaşımlara dayanan eğitim kurumlarıdır. Bu okullar, genellikle belirli bir eğitim felsefesine dayanır ve öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına ve yeteneklerine daha fazla odaklanmayı amaçlar. İşte bazı alternatif okul modelleri ve temel ilkeleri:

  1. Montessori Okulları: Maria Montessori'nin pedagojik yaklaşımına dayanan bu okullar, öğrencilerin kendi hızlarında öğrenmelerine izin verir ve öz-düzenlemeyi teşvik eder. Öğrencilerin bağımsızlık, özgüven ve sosyal beceriler kazanmalarını hedefler.
  2. Yeni Okul (Escuelas Nuevas): Latin Amerika'da geliştirilen bu model, öğrencilerin katılımcı ve demokratik bir ortamda öğrenmelerini teşvik eder. Öğrencilerin öğrenme sürecine aktif olarak katılmalarını sağlar ve öğretmenler rehberlik rolü üstlenir.
  3. Dalton Okulları: Helen Parkhurst tarafından geliştirilen Dalton Planı'na dayanır. Bu modelde, öğrencilere bireysel çalışma planları verilir ve kendi öğrenme süreçlerini yönetmelerine olanak tanınır. Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre özelleştirilmiş bir eğitim almasını sağlar.
  4. Brockwood Park Okulu: Jiddu Krishnamurti'nin pedagojik felsefesine dayanan bu okul, öğrencilerin içsel keşiflerini teşvik eder ve özgür düşünmeyi önemser. Öğrencilerin doğaya ve topluma duyarlılık kazanmalarını hedefler.
  5. Paideia Okulları: Mortimer Adler'in eğitim felsefesine dayanan bu okullar, öğrencilere liberal sanatlar eğitimi verirken eleştirel düşünme ve sosyal sorumluluk gibi değerleri vurgular. Öğrencilerin tüm yönlerde gelişimini destekler.
  6. Mıknatıs Okullar: Bu okullar, öğrencilerin belirli ilgi alanlarına dayalı olarak seçtikleri özel programlar sunar. Bilim, sanat, spor gibi farklı alanlarda uzmanlaşma imkanı sağlar ve öğrencilerin tutkularını keşfetmelerini teşvik eder.
  7. A.S. Neill Özgür Okul Hareketi: A.S. Neill'in Summerhill Okulu'nda geliştirdiği pedagojik yaklaşıma dayanır. Bu modelde, öğrencilere otonomi ve özgürlük tanınır ve disiplin yerine öz-denetim ve sorumluluk vurgulanır.
  8. Waldorf Okulları: Rudolf Steiner'in antropozofik felsefesine dayanan bu okullar, öğrencilerin akademik, sanatsal ve pratik becerilerini geliştirmeyi amaçlar. Öğrencilerin bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişimini dengeler.
Bu alternatif okul modelleri, geleneksel eğitim sistemlerine alternatif olarak farklı pedagojik yaklaşımlar sunar ve öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına daha fazla odaklanarak daha etkili bir öğrenme deneyimi sunmayı amaçlar.
 
Konu Sahibi
emrebuyuk

emrebuyuk

Yönetici
Yönetici
Katılım
20 Ara 2023
Mesajlar
212
Tepkime puanı
13
Türk Eğitim Sisteminin Felsefi Temelleri
İslamiyet öncesi ve sonrası Türk toplumunda eğitimin felsefi temelleri farklılık göstermektedir.
İslamiyet öncesi Türk toplumunda eğitim felsefesi, genellikle Türklerin yaşam biçimlerinden, ekonomik, toplumsal ve politik ortamlardan etkilenmiştir. Göçebe bir yaşam tarzına sahip olan Türklerde, eğitim genellikle gerçek yaşam ortamında, doğada yapılmış ve yaşam biçimi gereği sınama durumları yaşam içindeki gerçek durumlarda olmuştur. Eğitimde doğacılık felsefesine uygun bir yaklaşım benimsenmiş, yaşamın kendisinin öğretmen olduğu düşünülmüş ve kişinin gerçek yaşamdaki deneyimlerine dayalı olarak yetişmesi sağlanmıştır.

İslamiyet sonrası Türk toplumunda ise, İslam dininin etkisiyle yeni kültürel değerler oluşmuş ve bu değerler Türk toplumunun yaşam biçimiyle sentezlenmiştir. İslamiyet'e göre, Allah'ın buyruklarının peygamber aracılığıyla insanlara iletildiği ve bunlara uyulması gerektiği vurgulanmıştır. Bu dönemde İslam düşünürleri olan Fârâbî, İbni Sina, Gazali ve İbni Rüşt gibi isimler, eğitim ve ahlakla ilgili felsefi yaklaşımlar geliştirmiş ve toplumun eğitim anlayışını etkilemişlerdir.
Bu şekilde, Türk eğitim sisteminin felsefi temelleri İslamiyet öncesi dönemde doğacılık felsefesi etrafında şekillenirken, İslamiyet sonrası dönemde İslam düşünürlerinin felsefi görüşleriyle şekillenmiştir. Her iki dönemde de eğitim, toplumun yaşam biçimi, değerleri ve normlarıyla yakından ilişkilendirilmiştir.

Fârâbî (870-950), Eflatun, Aristo ve Yeni Eflatunculuk

Fârâbî (870-950), Eflatun, Aristo ve Yeni Eflatunculuk ile İslâmiyet'i birleştirmeye çalışan ilk Türk-İslâm filozofudur. Ona göre, tüm varlıklar Allah'tan çıkar ve tekrar O'na dönerler. Allah, "vacib-ul vücut"tur, yani varlığını ve tözünü hiçbir şeye borçlu değildir. Ezeli ve ebedîdir, salt iyilik, akıl, güzellik, bilgelik gibi özelliklere sahiptir. Diğer varlıklar, O'ndan sudur eder, yani O'ndan meydana gelirler. Her şeyin varlık nedeni Allah'tır ve insanın en son amacı Allah'ı anlamak ve O'na ulaşmaktır. Fârâbî'ye göre, insan bu amaca tasavvuf yoluyla ulaşabilir.

Fârâbî'nin ahlak anlayışı, bilimin ahlakı saptadığını ve mutluluğun insanın kendisine iyilik etmesiyle gerçekleştiğini savunur. İyilik, zorla değil, özgürlük içinde ve isteyerek yapılmalıdır. Ancak böylece iyilik, özüne uygun olur ve kişi mutluluğa erişir.

Devlet anlayışında Fârâbî, tüm insanlığı içine alan, adil, bilgiye dayalı, sevgi, kardeşlik, iyilik gibi değerlerin bulunduğu bir dünya devletini savunur. Bu devleti aristokrat aydınlar yönetmeli ve devlet başkanı, peygamberlik hırkasını giymiş, Tanrısal bir Eflatun olmalıdır. Başkanın nitelikleri arasında; organları tam, kusursuz, anlayışı ve belleği güçlü, zeki, öğrenme ve öğretme isteği olan, güzel konuşan, perhize uyan, yalandan iğrenen, doğru söyleyen, nefsine güvenen, Allah'a tapan, adil ve işlerinde sebat eden özellikler yer alır.

Öğretim ve eğitim konusunda Fârâbî, öğretimi milletler ve şehirlerde nazarî (kuramsal) erdemleri var etmek olarak tanımlarken, eğitimi ahlaki ve sanatsal erdemleri kazandırmak olarak görür. Öğretim, konuşma ve bilgi aktarma ile gerçekleşirken, eğitim uygulamalı olarak meslekleri ve işleri öğrenme ve beceri kazanma yoluyla gerçekleşir. Fârâbî, öğretim ve eğitimde kolaydan zora, basitten karmaşığa, somuttan soyuta, yakından uzağa ilkesine uyulması gerektiğini savunur. Öğretimde inandırıcı ve etkili sözlerin kullanılması tercih edilirken, zorlama yöntemi kabul edilemez.

Fârâbî'ye göre üç tür eğitimci vardır: aile reisi, öğretmen ve devlet başkanı. Her eğitimcinin belirli niteliklere sahip olması gerekir. Doğuştan gelen nitelikler arasında beden, zekâ, bellek gibi özellikler yer alırken, sonradan kazanılan nitelikler arasında bilgelik, bilginlik, toplumun yararını gözetme, iyi bir öğretici olma gibi özellikler bulunur.

İbni Sina (Avicenna - Üçüncü Aristo, 980 - 1037)

İbni Sina (Avicenna), ruhun madde türünden değil, manevi bir töz olduğunu ve bedenin beden olmasını sağladığını öne sürer. Ruh ve beden arasındaki birliktelikten önce ruhun bireysel varlığı yoktur. Ruh ölümsüzdür ancak beden ölümlüdür. Ruh, bedeni tamamlayan ve bedenin etkinliklerini sağlayan bir güçler topluluğu olarak görülür ve bitkisel, hayvansal ve zihinsel olarak üçe ayrılır. İnsanın ruhu bir kandil, bilim ruhun ışığı ve tanrısal bilgelik ise bu kandilin yağı olarak nitelendirilir.

İbni Sina'nın ahlak anlayışı, Eflatun ve Aristo'nun izinden gitmektedir. Ona göre en yüksek mutluluk, insan aklının Allah'la birleşmesidir. Ancak bu birleşmeyi sadece saf ve temiz insanlar, etkin aklın yardımıyla sağlayabilirler. Bu noktaya ulaşabilmek için ruhun ve aklın temizlenmesi gerekmektedir.

Eğitim anlayışında İbni Sina, eğitimin doğumla başlaması gerektiğini savunur. Çocuk, iyi bir adla adlandırılmalı, düzenli olarak yıkanmalı, annesi tarafından emzirilmeli ve kötü huylar edinmeden eğitilmeye başlanmalıdır. Çocuklar iyi arkadaşlarla oynamalı, tutarlı davranışları desteklenmeli ve hataları uygun bir şekilde düzeltilmelidir. Altı yaşından itibaren okula gitmeye başlamalı ve 14 yaşına kadar eğitim görmelidirler. İbni Sina, çocukların birlikte eğitilmesini tercih eder çünkü bu şekilde öğrenciler birbirlerinden öğrenirler ve birbirleriyle yarışarak öğrenme isteği artar. Okulda okutulacak dersler arasında Kur'an, dil, ahlaki şiirler, beden eğitimi, sanat ve mesleki beceriler bulunmaktadır.

İbni Sina'ya göre öğretmen, her çocuğun yeteneklerini ve ilgilerini anlamalı ve ona uygun bir eğitim sunmalıdır. Öğretmenlerin dindar, dürüst, bilgili, insaflı, temiz ve kibar olmaları gerekmektedir. Öğretmen, öğrencilerle sürekli ilgilenmeli ve onları yalnız bırakmamalıdır. İbni Sina, eğitimde altı farklı türün olduğunu belirtir: düşünsel öğretim, iş içinde öğretim, ezberle öğretim, öğütle öğretim, taklitle öğretim ve nasihatle öğretim.

Gazzali (Haccetül İslâm, 1058 - 1111)

Gazzali'ye göre, evrenin yaratıcısı Allah'tır ve evren O'nun iradesiyle yoktan var edilmiştir. Evren ebedi değildir ve başlangıcı vardır; bu nedenle yok olacaktır. Evrende gözlemlenen neden-sonuç ilişkileri zorunlu bağlantılar değil, alışkanlık bağlantılarıdır. Doğa kanunları da Allah'ın eylemleridir ve O, istediği zaman bu kanunları değiştirebilir. Gazzali, insanın gerçeğe akıl ve duyu ile ulaşamayacağını savunur ve doğru bilginin sadece kalp yoluyla, sezgiyle elde edilebileceğini belirtir. Ona göre, ahlaklı insan kesin bilgiye sahiptir ve bu da hakiki ahlaktır. Maddi dünyevi özelliklerden kaçınmak gereklidir çünkü gerçek ahlak bu tür özelliklerden uzaklaşmayı içerir.

Gazzali'nin eğitim anlayışı, öğrencilerin hem bu dünya hem de ahiret için yetiştirilmesini öngörür. Öğrencilere tıp, matematik, dinî bilgiler ve mesleki beceriler kazandırılması gerektiğini düşünür ancak din ve şeriata aykırı felsefe gibi derslerin öğretilmemesi gerektiğini savunur. Öğretmenin öğrencilere ezber, tekrar, tartışma ve dikkatli analiz gibi yöntemlerle ders vermesi gerektiğini belirtir. Öğretmenin çocuklara kendi çocukları gibi davranması, örnek bir insan olması ve peygamber gibi davranması gerektiğini vurgular. Öğrencilerin iyi davranışları övülmeli, kötü davranışları uyarılmalı ve gerekirse gizlice azarlanmalıdır. Ancak geçmişteki hataların sürekli hatırlatılmaması önemlidir.

Gazzali'nin öğretmen tanımı, öğretmenin sadece bilgi aktaran biri olmanın ötesine geçerek öğrencilerle örnek bir ilişki kurması ve onların karakter gelişimine katkıda bulunması gerektiğini vurgular.

İbni Rüşt (Averrhoes, 1126 - 1198)

İbni Rüşt, Fârâbî ve İbni Sina gibi düşünürlerin etkisi altında Eflatun, Aristo ve İslam düşüncelerini sentezlemeye çalışmıştır. Aristo mantığını benimseyen İbni Rüşt, evrenin sürekli bir değişim ve oluşum içinde olduğunu ve evrenin zorunlu olduğunu, olasılık içermediğini savunur. Evrenin tözü, yaratıcı olan Allah'tır ve evren madde ve biçimden oluşur.

İbni Rüşt'e göre, tüm insanların aklı ortak bir akıldan türemiştir ve bu akıl ebedidir. Ancak bireylerin aklı ölümlüdür. Kur'an'ın hem zahirî hem de bâtınî anlamları olduğunu düşünen İbni Rüşt, sıradan insanların sadece zahirî anlamı, bilginlerin ve filozofların ise her iki anlamı da anlayabileceklerini belirtir.

Devlet konusunda İbni Rüşt, Eflatun'un görüşlerine benzer bir şekilde, devletin bilge kişiler tarafından yönetilmesini savunur. Devletin amacının insanları mutluluğa götürmek ve onlara erdemleri öğretmek olduğunu düşünür. İnsanlara zulmedilmemeli, adalet ve birlik sağlanmalıdır. Toplumun organik bir bütün olduğunu düşünen İbni Rüşt, bu nedenle kadınların da toplum yaşamına katılması gerektiğini savunur. Kadınlar da erkeklerle eşit haklara sahiptir ve iradelerini özgürce kullanmalı, düşüncelerini ifade etmelidir. Kadınlar, bilgin, hukukçu, hakim olabilir ve çalışma yaşamına katılmalıdır. Aksi takdirde, devlet hem ekonomik hem de politik olarak zayıflar ve çöker.

Osmanlı'da Eğitim Felsefesi

Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde eğitimin dayandığı felsefenin başarısız olmasının birkaç nedeni bulunmaktadır:


  1. Toplumsal Değişim ve İhtiyaçlarla Uyuşmama: Osmanlı İmparatorluğu, modernleşme döneminde hızlı bir toplumsal değişim yaşadı. Ancak, eğitim sistemi bu değişime ayak uyduramadı. Toplumun ihtiyaçları ve modernleşme gereksinimleri ile eğitim felsefesi ve yapılanma arasında tutarsızlık yaşandı.
  2. Eğitim Felsefesindeki Belirsizlik: Osmanlı İmparatorluğu'nda, eğitim felsefesi net olarak tanımlanmamıştı. Bu nedenle, eğitimde izlenecek temel prensipler ve hedefler belirsizdi. Farklı düşünce akımları arasındaki çatışma, eğitimde istikrarı ve etkinliği olumsuz etkiledi.
  3. Ümmet Kültürüne Dayalı Yaklaşım: Osmanlı İmparatorluğu'nda eğitim, genellikle ümmet kültürüne dayalıydı. Bireyin vatandaş kimliğine odaklanan modern bir eğitim anlayışı yerine, ümmet kimliğine vurgu yapıldı. Bu durum, vatandaşlık bilincinin gelişimini engelledi ve toplumun modernleşme sürecini zorlaştırdı.
  4. Yabancılaşma ve Çatışma: Osmanlı toplumunda, farklı düşünce akımları ve ideolojiler ortaya çıktı. Ancak, bu akımlar genellikle yüzeysel kaldı ve toplumun sosyal ve kültürel yapısına tam olarak uyum sağlayamadı. Bu durum, eğitim sistemini etkiledi ve istikrarlı bir eğitim politikası oluşturmayı zorlaştırdı.
  5. Merkezi Yönetimin Zorlaması: Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde, merkezi yönetim yeni eğitim politikalarını üstten zorlayarak kabul ettirmeye çalıştı. Ancak, bu politikalar genellikle toplumun alt kesimlerine ulaşamadı ve uygulanamadı. Bu durum, eğitim sisteminin etkinliğini ve kapsayıcılığını olumsuz yönde etkiledi.
Sonuç olarak, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde eğitimin başarısız olmasının temel nedenleri, toplumsal değişime uyumsuzluk, belirsiz eğitim felsefesi, ümmet kültürüne dayalı yaklaşım, ideolojik çatışmalar ve merkezi yönetimin zorlamaları olarak özetlenebilir. Bu faktörler, Osmanlı eğitim sisteminin istikrarını ve etkinliğini olumsuz yönde etkilemiştir.

Cumhuriyet Dönemi Eğitim Felsefesi

Cumhuriyet dönemi eğitim anlayışının dayandığı felsefe ve ilkeler oldukça çeşitlidir. Ancak özellikle Atatürk'ün ve dönemin diğer düşünürlerinin görüşleri, eğitim sistemini belirleyen önemli unsurlar arasında yer almıştır.
  1. Milli ve Bilime Dayalı Eğitim: Atatürk'ün eğitimde milli değerlere bağlı, bilime dayalı bir yaklaşımı vardı. Bu, Türk toplumunun öz değerlerine sahip çıkılmasını ve bilimin öneminin vurgulanmasını içeriyordu.
  2. İşe Yarar ve Üretici Eğitim: Eğitimin, bireylerin iş dünyasına ve topluma faydalı olabilecek beceriler kazandırması gerektiği vurgulanmıştır. Pratik becerilerin yanı sıra, üretkenlik ve yenilikçilik de önemliydi.
  3. Fazilet, Düzen ve Disiplin Duygularını Geliştirme: Eğitim, bireylerde fazilet, düzen ve disiplin gibi değerleri geliştirmeyi amaçlamalıydı. Bu değerlerin toplumun genel yapısını güçlendireceği düşünülüyordu.
  4. Cehaletten Kurtarma ve Bilgi/Ahlak Düzeyini Yükseltme: Eğitimin temel hedeflerinden biri, toplumu cehaletten kurtarmak ve bireylerin bilgi ve ahlak düzeylerini yükseltmekti. Bu, bireylerin daha bilinçli ve etik olarak hareket etmelerini sağlamayı amaçlıyordu.
  5. Yeteneklerin Ortaya Çıkarılması ve Geliştirilmesi: Her bireyin potansiyelinin farkında olunması ve bu yeteneklerin ortaya çıkarılması ve geliştirilmesi önemliydi. Eğitim sistemi, bireylerin farklı yeteneklerini desteklemeli ve geliştirmelidir.
Bu ilkeler doğrultusunda Cumhuriyet dönemi eğitim sistemi, Tevhid-i Tedrisat yasasıyla farklı okul sistemlerinin ortadan kaldırılması ve tek tip bir eğitim sisteminin kurulmasıyla şekillendirilmiştir. Köy Enstitüleri gibi uygulamalar da, eğitimin pratik becerilere dayalı, toplumsal kalkınmayı destekleyen bir nitelik kazanmasını sağlamıştır. Ancak, köy enstitüleri modelinin 1954'te değiştirilmesiyle, eğitim sistemindeki bu yaklaşım da dönemsel olarak değişikliklere uğramıştır.

Köy enstitülerinin içinde bulunduğu dönemde başarı kazanmasının çeşitli nedenleri bulunmaktadır. İşte bunlardan bazıları:

  1. Toplumsal İhtiyaçların Karşılanması: Cumhuriyet döneminde Türkiye'nin büyük bir kısmı köylerde yaşamaktaydı ve köylerde eğitim altyapısı oldukça zayıftı. Köy enstitüleri, bu ihtiyacı karşılamak için açıldı ve köylü çocuklara eğitim imkanı sağladı. Bu sayede köylerdeki eğitim seviyesi ve yaşam kalitesi artırıldı.
  2. Pratik ve Uygulamalı Eğitim Yaklaşımı: Köy enstitüleri, öğrencilere sadece teorik bilgi değil, aynı zamanda pratik beceriler de kazandırmak amacıyla kurulmuştu. Öğrenciler, tarım, hayvancılık, el sanatları gibi alanlarda eğitim alıyor ve bu becerileri köylerinde uygulama şansı buluyorlardı. Bu yaklaşım, öğrencilerin eğitimlerini günlük yaşamlarıyla bağlantılı hale getirerek daha etkili ve kalıcı öğrenmelerini sağladı.
  3. Öğrenci Merkezli Yaklaşım: Köy enstitüleri, öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına ve yeteneklerine önem veren bir eğitim modeli benimsemiştir. Öğrencilerin kendi ilgi ve yeteneklerine uygun alanlarda eğitim alabilmesi ve kendi hızlarında ilerleyebilmesi sağlanmıştır. Bu da öğrencilerin motivasyonunu artırmış ve başarılarını yükseltmiştir.
  4. Toplumsal Katılımcılığın Teşviki: Köy enstitüleri, demokratik bir eğitim ortamı sunarak öğrencilerin toplumsal katılımcılığını teşvik etmiştir. Öğrenciler, okul yönetimine katılma, karar alma süreçlerine dahil olma ve toplumsal sorunlara çözüm bulma fırsatı bulmuşlardır. Bu da öğrencilerin topluma aktif bir şekilde katkı sağlamalarını sağlamıştır.
  5. Öğretmen Yetiştirme Modeli: Köy enstitüleri sadece öğrencilere değil, aynı zamanda öğretmen yetiştirmeye de odaklanmıştır. Köy enstitüsü mezunu öğretmenler, köylerde eğitim kalitesini artırmak için görev almış ve köylerdeki eğitim seviyesinin yükseltilmesine katkı sağlamıştır.
Bu faktörlerin bir araya gelmesi, köy enstitülerinin döneminde başarı kazanmasını sağlamış ve Türkiye'nin kalkınması için önemli bir rol oynamıştır. Ancak, zamanla köy enstitülerinin kapatılması ve dönemsel değişiklikler nedeniyle bu başarılar sınırlı kalmıştır.


Cumhuriyet döneminde Türk Eğitim Sistemi'nin benimsediği felsefi temel üzerine yapılan bu değerlendirme oldukça kapsamlıdır. İlerlemecilik akımının ve pragmatik felsefenin eğitimdeki yansımalarını tartışırken, sistemdeki kuramsal ve uygulamadaki ayrışmanın önemli olduğunu vurgulamak gerekmektedir.

  1. İlerlemecilik ve Pragmatik Felsefe İlişkisi: İlerlemecilik akımı, eğitimde sürekli ilerleme ve değişim arayışını temsil ederken, pragmatik felsefe ise bilginin kullanılabilirliğine ve işlevselliğine odaklanır. Bu çerçevede, Cumhuriyet döneminde Türk Eğitim Sistemi'nin ilerlemeci ve pragmatik bir bakış açısı benimsemiş olması, eğitimin toplumsal ve ekonomik kalkınmaya hizmet etmesini amaçladığını gösterir.
  2. Kuramsal ve Uygulamadaki Ayrışma: Değerlendirmede belirtildiği gibi, kuramsal olarak ilerlemecilik ve pragmatik felsefe savunulurken, uygulamada genellikle esasicilik ve daimicilik temel alınmıştır. Bu, eğitim politikalarının ve programlarının kuramsal ilkelere uygun olmasına rağmen, pratikteki uygulamalarda bu ilkelere tam olarak sadık kalınmadığını gösterir.
  3. Eğitimdeki Yaklaşımlar: Sistemin kuramsal temeli olarak yapılandırmacı yaklaşımın benimsenmesi, eğitimde öğrenci merkezli bir anlayışın önemli olduğunu ve öğrencilerin aktif olarak katılımını teşvik ettiğini yansıtır. Ancak, uygulamada esasicilik ve daimicilik anlayışının baskın olması, öğretmen merkezli bir yaklaşımın devam ettiğini ve öğrencilerin pasif bir rolde olduğunu işaret eder.
  4. Devamlılık ve Değişim: Değerlendirmede belirtildiği gibi, Türk Eğitim Sistemi zaman içinde sürekli olarak yeniden düzenlenmiş ve değişime uğramıştır. Ancak, bu değişimler genellikle dışsal etkenlerden etkilenmiş ve diğer ülkelerin eğitim sistemlerinden esinlenilerek yapılmıştır. Bu nedenle, sistemdeki esasicilik ve daimicilik eğilimleri devam etmiştir.
  5. Eğitimde İdeal ve Gerçeklik Arasındaki Uçurum: Sonuç olarak, Cumhuriyet döneminde Türk Eğitim Sistemi'nin kuramsal olarak benimsediği ilerlemeci ve pragmatik felsefi temellere rağmen, uygulamada ideal olan ile gerçekte yaşanan arasında önemli bir uçurum bulunmaktadır. Bu uçurumun kapatılması için eğitim politikalarının ve uygulamalarının daha tutarlı ve öğrenci merkezli bir yaklaşıma doğru evrilmesi gerekmektedir.



 

Şu anda bu konu'yu okuyan kullanıcılar

Benzer konular

Üst